Detaylar

Odasında tek başına, kameranın karşısında oturuyordu o folloş. İlk başta çekingen, tereddütlüydü; ama yavaş yavaş o masum bakışlar yerini aç gözlü, arsız bir ifadeye bıraktı. Parmakları kendi amcığını aralıyordu, tırnaklarının ucuyla hafifçe geçiştirirken yüzündeki zevk dalgaları büyüyordu. Kamera ona en yakın mesafedeydi; her kıpırtısı, her nemli süzülüşü ve ıslak nefes alışları net seçiliyordu.

Göğüslerini hafifçe geriyor, sarkık uçlarını işaret parmağıyla sıyırıyordu. Derin derin nefes alıp vererek kendini daha da hazırladı, gözleri kameraya kilitlenmişti. Her seferinde amcığını daha sert tutuyor, sonra yumuşak dudaklarını yakasına indirip sallıyor gibi yalayıp emiyordu. Sonra oyuncak bir kaç hareketle sertleşen yarak nazikçe avuçladı, parmaklarını kıvırıp hızını artırdı. Amcığı adeta kaskatı olmuştu; az önceki utangaçlık yerini deli dolu bir arzunun köküne bırakmıştı.

Kameranın önünde çıplak bedeniyle dikildiği anlarda bacaklarını açıp ayaklarını yere sağlam bastı; orospu gibi kendisini tamamen teslim etmişti. Elini amcığından hiç çekmeden aniden yere çömeldi ve dilini çıkarıp hızlıca emmeye başladı. Sarktığı halde sert kalan yarığa tüm diliyle saldırırken kamerayı arkasından çekiştirdiğinde sesler iyice yükseldi: “Haa… hhmm… kukum çok sert oldu…” diye inliyordu kızın boğazından çıkan hırıltılarla.

İpleri kopmuşçasına devam eden bu sakso faslı boyunca o minik diliyle yarığın içine çekerken kanalını ıslattı, arada küçük ısırıklarla acının ve hazların sınırlarında dolaştı. Sonra ayağa kalktı tekrar, kalçalarını geriye atıp kameraya doğru iyice sokuldu ve delice kendi yarığını yaymaya başladı; iki parmağını daldırıp çıkardıktan sonra üçüncüyü ekleyip derinlere vuruyordu. Kendini kaybetmişti; terleyen bedeninden damlalar akıyor, inleme sesleri gittikçe haddeyi aşıyordu.

Kendi deliğine her kabaran parmak darbesiyle birlikte kafasını geriye attı ve “Aman Allah’ım!” diye feryat etti yüksek sesle. İnatçı ucu kızgın yerlerine sürterken bu defa başka bir elinde fantezi oyuncağını çıkarıp ondan yardım alıyordu artık. Sert plastik sapla amcığına vurup kırbaçlıyormuşçasına köklüyor ve ardından aynı anda üç parmağın dibinde dönüp tırsıyordu; üstüne üstlük ağzını da boş bırakmıyor, salyasını yayarak yalayıp gıdıklıyordu kendisini.

Sonunda dayanamadı; vücudu kasıldı, bütün acılarla beraber hazzın doruğuna çıktı ve kendi yarığını pençe gibi sıkarak yaramazca inledi: “Ahhh… içine boşalttım! Kameram şahit olsun!” diye bağırdı hararetle. O anda tüm bedeninin titremesiyle birlikte yerde yuvarlanırken kuduzca sikmenin verdiği sarhoşlukla sarsıldı. Yarağı kabarmış göbeğine yapışmıştı hâlâ… Bu pislik onun için gerçek özgürlük demekti artık!

Comments are closed.